Hoşgeldiniz  

GÜĞÜMLER VE ANNEM / ORHAN TERCAN

ADMİN | 26 Ocak 2018 | HİKAYELER A- A+

GÜĞÜMLER VE ANNEM / ORHAN TERCAN

Tarih 13 Mayıs 1940 günlerden Salı Tosya’dan ve Gerede’den gelen satıcılar bölgelerinde yapılan bakır tencere kazan, cezveler, yemek sahanlarını,kazan ibrik, güğüm,şimşir tarak,bel kuşağı,hamam kesesi gibi ürünlerini ve yine bölgelerinde yetiştirdikleri bamya,erik kurusu,cevizli helva gibi üretilen yiyeceklerini Çerkeş çarşamba pazarında satmak için kasabaya gelmişlerdi.
Harbin getirdiği yokluk sebebi ile kimsede yeteri kadar para bulunmadığından yerli halk zaruri ihtiyaçları dışında satın alma yapamıyordu.
Gerede’li Bakırcı ustası Mikail Usta da hünerli elleriyle şekil verdiği nadide bakır kaplarını tez elden paraya çevirmek için salı günü erkenden Çerkeş’e gelmişti.
Mikail Usta satmak için kendi becerisi ile yaptığı bakır kapları Büyük Hanın kapısı önüne indirmişti. Handa yatacak bir oda ve mallarını koyacak depo bulmak için hanın girişindeki kahvehaneye girmişti.
Mikalil Usta hanın kahvehanesine girdiğinde Hancı ‘Mehmet Ağa ayağa kalkarak:
-‘Buyur Mikail Usta hoş geldin böyle otur’’diyerek başköşede ustaya yer göstermişti. Mikail Usta çok yorulmuştu. Biraz dinlendikten sonra getirdiği bakır eşyaları uygun bir yere koymak için hanın önüne çıkmak istediğinde; Hancı Mehmet Ağa han yardımcısına seslenerek
Mikail Ustanın eşyalarına depoya koy diyerek ustaya ayrıcalık göstermişti.
Mikail Usta:
—‘’Handa bana göre yatacak bir yerin var mı?’’ diye sorduğunda
Mehmet Ağa:
Mikail Usta sana yer olmaz olur mu? Hiç bir yer olmasa bile evimde misafir eder seni dışarıda bırakmam diyerek ustayı yüreklendirmişti.
Hanın kapısı önündeki Mikail Usta’nın getirdiği bakırdan yapılmış eşyaları görmek için çevrede bulunanlardan
Bulunanlardan bir bölümü de getirilen mallara hayranlıkla bakarak alma talebinde bulunuyorlardı.
Bu sırada Mehmet Ağa da dışarıya çıkmıştı.
Mikail Usta Mehmet Ağa’nın yanına yaklaşarak kısık sesle:
‘’Ağam tam sana göre iki güğüm yaptım. Bu işler benden geçti böylesini bundan sonra yapamam başkası almadan bunları sana vereyim’’ diyerek yaptığı iki güğümü diğerlerinden ayırarak Mehmet Ağa’ya göstermişti.
Mehmet Ağa; antika niteliğindeki güğümleri çok beğendiği için hemen alma talebinde bulunmuştu.
Güğümle o kadar ustalıkla yapılmıştı ki beğenmemek almamak mümkün değildi. Mikail Usta’nın hünerli elleriyle şekil verdiği bakırlara vurduğu çekiç izlerinin görüntüsü güğümlere ayrı bir güzellik katıyordu.
Mehmet Ağa:
-‘Senin büyük bir maharetle yaptığın güğümlerini alıyorum, ama parasını Çarşamba günü akşama doğru verebilirim’’ dedikten sonra güğümleri alarak kahvehanenin görünür bir yerine teşhir etmek maksadı ile koymuştu.
Mikail Usta bir daha Çerkeş Pazarına gelememişti. Pazarda ustaya ayrılan yer uzun süre boş kalmıştı.
Güğümler han kahvehanesinin arkasındaki tereklerde önceden alınan diğer bakır eşyalarla birlikte bir süre sergilenmişti.
Mehmet Ağa’nın hanı kapanınca kahvehanede bulunan antika olarak sergilediği bakır kapların tümünü evine getirerek evin girişin deki raflara itina ile koymuştu.
Eskiden evlerin girişindeki raflar bakır kaplarla süslendiği için evlerin en kıymetli eşyalarından sayılıyordu.
Bu düzen Mehmet Ağa’nın ölümüne kadar devem etmişti. Mehmet Ağa’nın ölümünden sonra yemek tabağı, mertebeni, ibrik, cezve güğüm gibi bakır kaplar gündelikte kullanılmak üzere annem tarafından yerlerinden alınmıştı.
Annem sabahın ilk ışıklarında evin su ihtiyacını karşılamak için güğümleri alarak evimizin hemen arkasındaki Cerrahi Tekkesi olarak bilinen metruk binanın avlusundaki tarikatının banileri tarafından 50-60 sene önce yapılmış güğümlerle üç dört seferde yaparak Tekke Pınarından su getirirdi. Evin bahçesinde su kuyusu olmasına rağmen tekke avlusuzundaki pınardan getirilen suyun şifalı olduğu varsayılarak içme suyu çeşmeden getirilen sudan karşılanırdı. Annemin ustanın güğümleri ile su getirmesi sırasında çeşme başında bulunan komşu hanımları imrenerek güğümlere bakarak kendilerin de böyle güğüm olmasını arzu ederlerdi.. Annem kışta soğukta, ayazda zorda olsa Tekke Pınarından su getirmekten çok keyif alırdı. Zamanında Mikail Ustanın yaptığı bakır eşyayı kullanmak marka eşya kullanmak gibiydi.
Bu durum 30-40 sene devam etmişti. Evlere su geldiğinde güğümlerin kullanılmasına gerek kalmamıştı. O yüzden diğer bakır kap kacak gibi güğümlerde sedirin altındaki depoya kaldırılmıştı.
Sokaktan geçen eskici bizim eve bakarak o eski hatıralara son vermek için ısrarla:‘’Eski bakır, eski eşya alıyorum diye evdeki bakır eşyaları biliyormuş gibi durmadan bağırıyordu.
Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

ÇERKEŞLİLER DERNEĞİ WEB SİTESİ TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle