Hoşgeldiniz  

GURBETTEKİ TORUNUN ÇERKEŞ’E GELİŞİ / ORHAN TERCAN

ADMİN | 26 Ocak 2018 | HİKAYELER A- A+

GURBETTEKİ TORUNUN ÇERKEŞ’E GELİŞİ / ORHAN TERCAN

Zeki yeni aldığı arabayı babaannesine göstermek, araba alışını kutlamak ve de hasret gidermek için sabahın ilk ışıklarında doğduğu kasabaya gitmek üzere yola çıktı. İçinde yenemediği bir heyecan vardı.
Işık Dağı’nı aştığında kasabadaki evlerin ışıkları henüz sönmemişti.
‘’Yakınındayım geliyorum babaannem yatağından kalkma’’ diye mırıldandı.
Zira doyamadığı bir sevgi dayanamadığı bir hasret  içindeydi.
Babaannesini sabah namazından öncesi yatağından kalkmadan görmek ona büyük bir mutluluk vereceğini düşünüyordu.
Araba ahşap binanın kapısı önünde durduğunda henüz ortalık aydınlanmamıştı.
Ahşap bahçe kapısını kapı üzerindeki ipi çekerek açtı. Kapının üzerinde asılı küçük çan bu defa bir başka ses çıkardı.
Kapıdaki yıllanmış çan çalar çalmaz evin ışıkları yandı.
Sanki babaannenin yıllardır görmediği Zeki’sinin geleceği içine doğmuştu.
Babaanne torununu pencereden görür görmez heyecandan ‘’İçeriye gel, sedirin köşesindeki mindere otur’’ diyebildi.
—Dayanılmaz hasretin sonrasındaki uzunca bir sohbet onları rahatlatmıştı. Vakit çok çabuk geçiyordu. Sohbet bitmek bilmiyordu.
Öğle sonunda; Avludan seslendi babaannesine:
‘’Babaanne senin dedemi ilk gördüğün ve Feteş şenliğinin yapıldığı yere götüreyim, orada Derviş Dedem hala seni bekliyordur. ‘’diye seslendi.
Babaanne biraz gönülsüz ‘’olur’’ dedi. Zar zor yerinden kalkabiliyordu. Derviş Dede sözünü duyunca zora katlanmayı göze aldı. Çok heyecanlanmıştı.
Öğle sonrası Feteş’e gittiklerinde babaanne şenlik yemeği için altına sergi serdikleri o ağacı ve kocası Derviş Dede’yi ilk defa gördüğü yeri aradı.
Ağaçta yoktu, sadece ağacın kökü kalmıştı. Derviş Dede de yoktu.
Bir ara şenlik için büyük keyifle yaptığı burma baklavasını, kıkırdak katılmış fırın lokumunu, tereyağlı su böreğini, kuzu etinden yapılmış güveci hatırladı. ‘ ‘’Taş dikimi şenliği için ne çok hazırlık yapmıştım’’ diye mırıldandı
O günün ki gücünü ve bu defaki güçsüzlüğünü düşünerek hüzünlendi. Ama toruna belli etmedi.
Konuyu değiştirmek için;
‘’Hele Zeki, bir de Derviş Dedenin zamanında dikilen anıt taşada bir bakalım’’
diyerek zar zor tarlaya yöneldi.
Büyük şölenle iki tarla ortasına dikilmiş olan abide gibi gözlerde büyütülen taş yerinde yoktu.
Babaannenin düşüncesi taşın dikilişinde yapılan şöleni torununa bir defa daha anlatmaktı. Bir de torunu Zeki’ye dedesini ilk defa gördüğü yeri göstermek istiyordu.
Gözlerinde büyüterek anlattıkları taş da tarlanın kenarında ikiye bölünmüş olarak duruyordu. Şölende altında sergi açtıkları devasa ağaçta kesilmişti.
Yerinden çıkarılıp bir tarafa atılan o nadide güzelim sınır taşı bir başka işlem için kaderini bekliyordu. Babaanne gözlerini kapatıp Derviş Dede’’nin ağaca yaslanıp kendisine baktığı yere baktı. Bir türlü unutamadığı kocası Derviş Dede hala ayakta dim dik durmuş kendisine bakıyordu. Bu hayali bozmamak için gözlerini açmadan arabaya yöneldi.
‘Gel koçum Zeki’m burası bundan böyle bize göre bir yer değil eve gidelim’’ diyebildi.

Orhan TERCAN 2016

Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

ÇERKEŞLİLER DERNEĞİ WEB SİTESİ TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle